hatım.app
  • Hatim
  • Gruplar
  • Kur'an
  • Ben
  • Hatim
  • Gruplar
  • Kur'an
  • Ben
hatım.app
  • Hatim
  • Gruplar
  • Kur'an
  • Ben

Hâkka

سُورَةُ الحَاقَّةِ

Hâkka Sûresi

Mekkî52 âyet29. cüz

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

الْحَآقَّةُ۝١

Gerçekleşecek olan!

2

مَا الْحَآقَّةُ۝٢

Nedir o gerçekleşecek olan gün?

3

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا الْحَآقَّةُ۝٣

Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir?

4

كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِالْقَارِعَةِ۝٤

Semud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar.

5

فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِالطَّاغِيَةِ۝٥

Bu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi.

6

وَأَمَّا عَادٌۭ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍۢ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍۢ۝٦

Ad milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi.

7

سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍۢ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًۭا فَتَرَى الْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍۢ۝٧

Allah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.

8

فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍۢ۝٨

Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün?

9

وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَالْمُؤْتَفِكَٰتُ بِالْخَاطِئَةِ۝٩

Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi.

10

فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةًۭ رَّابِيَةً۝١٠

Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı.

11

إِنَّا لَمَّا طَغَا الْمَآءُ حَمَلْنَٰكُمْ فِى الْجَارِيَةِ۝١١

Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.

12

لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةًۭ وَتَعِيَهَآ أُذُنٌۭ وَٰعِيَةٌۭ۝١٢

Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.

13

فَإِذَا نُفِخَ فِى الصُّورِ نَفْخَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ۝١٣

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

14

وَحُمِلَتِ الْأَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةًۭ وَٰحِدَةًۭ۝١٤

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

15

فَيَوْمَئِذٍۢ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ۝١٥

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

16

وَانشَقَّتِ السَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍۢ وَاهِيَةٌۭ۝١٦

Gök yarılır; o gün düzeni bozulur.

17

وَالْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍۢ ثَمَٰنِيَةٌۭ۝١٧

Melekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir.

18

يَوْمَئِذٍۢ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌۭ۝١٨

O gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.

19

فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ اقْرَءُوا۟ كِتَٰبِيَهْ۝١٩

Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.

20

إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ۝٢٠

Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.

21

فَهُوَ فِى عِيشَةٍۢ رَّاضِيَةٍۢ۝٢١

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

22

فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍۢ۝٢٢

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

23

قُطُوفُهَا دَانِيَةٌۭ۝٢٣

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

24

كُلُوا۟ وَاشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى الْأَيَّامِ الْخَالِيَةِ۝٢٤

Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz."

25

وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَٰبِيَهْ۝٢٥

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

26

وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ۝٢٦

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

27

يَٰلَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَ۝٢٧

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

28

مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ ۜ۝٢٨

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

29

هَلَكَ عَنِّى سُلْطَٰنِيَهْ۝٢٩

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

30

خُذُوهُ فَغُلُّوهُ۝٣٠

İlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın."

31

ثُمَّ الْجَحِيمَ صَلُّوهُ۝٣١

"Sonra cehenneme yaslayın"

32

ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍۢ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًۭا فَاسْلُكُوهُ۝٣٢

"Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun";

33

إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِاللَّهِ الْعَظِيمِ۝٣٣

"Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı."

34

وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ الْمِسْكِينِ۝٣٤

"Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi."

35

فَلَيْسَ لَهُ الْيَوْمَ هَٰهُنَا حَمِيمٌۭ۝٣٥

"Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur."

36

وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍۢ۝٣٦

"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

37

لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا الْخَٰطِـُٔونَ۝٣٧

"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

38

فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ۝٣٨

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

39

وَمَا لَا تُبْصِرُونَ۝٣٩

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

40

إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍۢ كَرِيمٍۢ۝٤٠

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

41

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍۢ ۚ قَلِيلًۭا مَّا تُؤْمِنُونَ۝٤١

O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz!

42

وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍۢ ۚ قَلِيلًۭا مَّا تَذَكَّرُونَ۝٤٢

Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz!

43

تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ الْعَٰلَمِينَ۝٤٣

Kuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir.

44

وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ الْأَقَاوِيلِ۝٤٤

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

45

لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِالْيَمِينِ۝٤٥

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

46

ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ الْوَتِينَ۝٤٦

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

47

فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَٰجِزِينَ۝٤٧

Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız.

48

وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌۭ لِّلْمُتَّقِينَ۝٤٨

Doğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

49

وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ۝٤٩

İçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz.

50

وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى الْكَٰفِرِينَ۝٥٠

Doğrusu Kuran, inkarcılar için bir üzüntüdür.

51

وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ الْيَقِينِ۝٥١

O, şüphesiz kesin gerçektir.

52

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ۝٥٢

Öyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et.

ÖncekiKalemSonrakiMeâric