hatım.app
  • Hatim
  • Gruplar
  • Kur'an
  • Ben
  • Hatim
  • Gruplar
  • Kur'an
  • Ben
hatım.app
  • Hatim
  • Gruplar
  • Kur'an
  • Ben

Kıyâme

سُورَةُ القِيَامَةِ

Kıyâme Sûresi

Mekkî40 âyet29. cüz

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَٰمَةِ۝١

Kıyamet gününe yemin ederim.

2

وَلَآ أُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ۝٢

Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.

3

أَيَحْسَبُ الْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ۝٣

İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?

4

بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ۝٤

Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.

5

بَلْ يُرِيدُ الْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ۝٥

Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.

6

يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ الْقِيَٰمَةِ۝٦

Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.

7

فَإِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ۝٧

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

8

وَخَسَفَ الْقَمَرُ۝٨

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

9

وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ۝٩

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

10

يَقُولُ الْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ الْمَفَرُّ۝١٠

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

11

كَلَّا لَا وَزَرَ۝١١

Hayır; hayır; bir sığınak yoktur.

12

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمُسْتَقَرُّ۝١٢

O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.

13

يُنَبَّؤُا۟ الْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ۝١٣

O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir.

14

بَلِ الْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌۭ۝١٤

Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.

15

وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ۝١٥

Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.

16

لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ۝١٦

Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle.

17

إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ۝١٧

Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer.

18

فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَاتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ۝١٨

Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.

19

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ۝١٩

Sonra onu sana açıklamak Bize düşer.

20

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ۝٢٠

Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.

21

وَتَذَرُونَ الْءَاخِرَةَ۝٢١

Ahireti bırakırsınız.

22

وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاضِرَةٌ۝٢٢

O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.

23

إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌۭ۝٢٣

O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.

24

وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌۭ۝٢٤

O gün bir takım yüzler de asıktır.

25

تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۭ۝٢٥

Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.

26

كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِىَ۝٢٦

Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.

27

وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍۢ۝٢٧

Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.

28

وَظَنَّ أَنَّهُ الْفِرَاقُ۝٢٨

Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.

29

وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِ۝٢٩

Bacaklar birbirine dolaşır.

30

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمَسَاقُ۝٣٠

O gün sevk Rabbin huzurunadır.

31

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ۝٣١

O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

32

وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ۝٣٢

O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

33

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ۝٣٣

O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

34

أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ۝٣٤

Sana yazıklar olsun, yazıklar!

35

ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ۝٣٥

Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar!

36

أَيَحْسَبُ الْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى۝٣٦

İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?

37

أَلَمْ يَكُ نُطْفَةًۭ مِّن مَّنِىٍّۢ يُمْنَىٰ۝٣٧

O, katılan bir meni damlası değil miydi?

38

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةًۭ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ۝٣٨

Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti.

39

فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْأُنثَىٰٓ۝٣٩

Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı.

40

أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْۦِىَ الْمَوْتَىٰ۝٤٠

Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter.

ÖncekiMüddessirSonrakiİnsân