hatım.app
  • Hatim
  • Gruplar
  • Kur'an
  • Ben
  • Hatim
  • Gruplar
  • Kur'an
  • Ben
hatım.app
  • Hatim
  • Gruplar
  • Kur'an
  • Ben

Vâkıa

سُورَةُ الوَاقِعَةِ

Vâkıa Sûresi

Mekkî96 âyet27. cüz

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

إِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ۝١

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

2

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ۝٢

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

3

خَافِضَةٌۭ رَّافِعَةٌ۝٣

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

4

إِذَا رُجَّتِ الْأَرْضُ رَجًّۭا۝٤

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

5

وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّۭا۝٥

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

6

فَكَانَتْ هَبَآءًۭ مُّنۢبَثًّۭا۝٦

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

7

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًۭا ثَلَٰثَةًۭ۝٧

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

8

فَأَصْحَٰبُ الْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ الْمَيْمَنَةِ۝٨

İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

9

وَأَصْحَٰبُ الْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ الْمَشْـَٔمَةِ۝٩

Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

10

وَالسَّٰبِقُونَ السَّٰبِقُونَ۝١٠

İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.

11

أُو۟لَٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَ۝١١

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

12

فِى جَنَّٰتِ النَّعِيمِ۝١٢

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

13

ثُلَّةٌۭ مِّنَ الْأَوَّلِينَ۝١٣

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

14

وَقَلِيلٌۭ مِّنَ الْءَاخِرِينَ۝١٤

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

15

عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّوْضُونَةٍۢ۝١٥

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

16

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ۝١٦

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

17

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ۝١٧

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

18

بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ۝١٨

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

19

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ۝١٩

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

20

وَفَٰكِهَةٍۢ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ۝٢٠

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

21

وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ۝٢١

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

22

وَحُورٌ عِينٌۭ۝٢٢

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

23

كَأَمْثَٰلِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ۝٢٣

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

24

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ۝٢٤

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

25

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا۝٢٥

Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.

26

إِلَّا قِيلًۭا سَلَٰمًۭا سَلَٰمًۭا۝٢٦

Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

27

وَأَصْحَٰبُ الْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ الْيَمِينِ۝٢٧

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

28

فِى سِدْرٍۢ مَّخْضُودٍۢ۝٢٨

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

29

وَطَلْحٍۢ مَّنضُودٍۢ۝٢٩

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

30

وَظِلٍّۢ مَّمْدُودٍۢ۝٣٠

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

31

وَمَآءٍۢ مَّسْكُوبٍۢ۝٣١

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

32

وَفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ۝٣٢

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

33

لَّا مَقْطُوعَةٍۢ وَلَا مَمْنُوعَةٍۢ۝٣٣

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

34

وَفُرُشٍۢ مَّرْفُوعَةٍ۝٣٤

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

35

إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءًۭ۝٣٥

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

36

فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا۝٣٦

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

37

عُرُبًا أَتْرَابًۭا۝٣٧

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

38

لِّأَصْحَٰبِ الْيَمِينِ۝٣٨

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

39

ثُلَّةٌۭ مِّنَ الْأَوَّلِينَ۝٣٩

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

40

وَثُلَّةٌۭ مِّنَ الْءَاخِرِينَ۝٤٠

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

41

وَأَصْحَٰبُ الشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ الشِّمَالِ۝٤١

Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

42

فِى سَمُومٍۢ وَحَمِيمٍۢ۝٤٢

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

43

وَظِلٍّۢ مِّن يَحْمُومٍۢ۝٤٣

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

44

لَّا بَارِدٍۢ وَلَا كَرِيمٍ۝٤٤

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

45

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ۝٤٥

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

46

وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنثِ الْعَظِيمِ۝٤٦

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

47

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ۝٤٧

Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"

48

أَوَءَابَآؤُنَا الْأَوَّلُونَ۝٤٨

"Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"

49

قُلْ إِنَّ الْأَوَّلِينَ وَالْءَاخِرِينَ۝٤٩

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

50

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ۝٥٠

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

51

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا الضَّآلُّونَ الْمُكَذِّبُونَ۝٥١

Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

52

لَءَاكِلُونَ مِن شَجَرٍۢ مِّن زَقُّومٍۢ۝٥٢

Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.

53

فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا الْبُطُونَ۝٥٣

Karınlarınızı onunla dolduracaksınız;

54

فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَمِيمِ۝٥٤

Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;

55

فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ الْهِيمِ۝٥٥

Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;

56

هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدِّينِ۝٥٦

İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.

57

نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ۝٥٧

Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?

58

أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ۝٥٨

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

59

ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ الْخَٰلِقُونَ۝٥٩

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

60

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ۝٦٠

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

61

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ۝٦١

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

62

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْأَةَ الْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ۝٦٢

And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?

63

أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ۝٦٣

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

64

ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ الزَّٰرِعُونَ۝٦٤

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

65

لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًۭا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ۝٦٥

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

66

إِنَّا لَمُغْرَمُونَ۝٦٦

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

67

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ۝٦٧

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

68

أَفَرَءَيْتُمُ الْمَآءَ الَّذِى تَشْرَبُونَ۝٦٨

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

69

ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ الْمُنزِلُونَ۝٦٩

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

70

لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًۭا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ۝٧٠

Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?

71

أَفَرَءَيْتُمُ النَّارَ الَّتِى تُورُونَ۝٧١

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

72

ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ الْمُنشِـُٔونَ۝٧٢

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

73

نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةًۭ وَمَتَٰعًۭا لِّلْمُقْوِينَ۝٧٣

Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.

74

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ۝٧٤

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

75

۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ النُّجُومِ۝٧٥

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

76

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌۭ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ۝٧٦

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

77

إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌۭ كَرِيمٌۭ۝٧٧

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

78

فِى كِتَٰبٍۢ مَّكْنُونٍۢ۝٧٨

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

79

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا الْمُطَهَّرُونَ۝٧٩

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

80

تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ الْعَٰلَمِينَ۝٨٠

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

81

أَفَبِهَٰذَا الْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ۝٨١

Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?

82

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ۝٨٢

Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?

83

فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ۝٨٣

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

84

وَأَنتُمْ حِينَئِذٍۢ تَنظُرُونَ۝٨٤

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

85

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ۝٨٥

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

86

فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ۝٨٦

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

87

تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ۝٨٧

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

88

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ الْمُقَرَّبِينَ۝٨٨

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

89

فَرَوْحٌۭ وَرَيْحَانٌۭ وَجَنَّتُ نَعِيمٍۢ۝٨٩

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

90

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ الْيَمِينِ۝٩٠

Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,

91

فَسَلَٰمٌۭ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ الْيَمِينِ۝٩١

"Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.

92

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّآلِّينَ۝٩٢

Eğer, sapık yalancılardan ise,

93

فَنُزُلٌۭ مِّنْ حَمِيمٍۢ۝٩٣

Ona kaynar sudan konukluk sunulur.

94

وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ۝٩٤

Cehenneme sokulur.

95

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ۝٩٥

Doğrusu kesin gerçek budur.

96

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ۝٩٦

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

ÖncekiRahmânSonrakiHadîd